Tarikata girmiş bir kişi seyri sülük-e başladığı andan itibaren ders alır.
Yaptığı bu derste eğer uyanık olursa Allah (c.c) u ilham yolu ile ona kısa ve öz ilimler verir. Bunlar birer anahtardır.
Bu anahtarların her biri bir sandık açar, içi ilim yüklüdür.
Fakat bu anahtarları kendi kullanmaz,mürşidine teslim eder.
Mürşidi kamil ise (batını sırlara vakıf olan) bu anahtarların uyduğu sandığı bulur ve açar, içindeki ilimleri bütün müritlerine aktarır.
Yağmur yağar, ekin, ot, ağaç bitirir, sevinirsin, yüzün güler.
Yağmur yağar seller basar hepsini siler süpürür, alır götürür, üzülür ağlarsın.
Veren O, alan O, sen de yağmur ile gelip giden gibi değil misin. ?
Semadan her bir yağmur tanesini birer melek indirir hadis-i şerifini okumuştum.
Bir gün penceremin önünde otururken, sağanak halinde semadan yağmur inmeye başladı. Yerleri, her tarafı taş olmuş, temiz bir karış yer bulunmayan şehirde, kalın kumaştan yapılmış paltomu giyerek sırtıma düştün Üsküdar’ın taş yığını olmuş yollarına.
Ey zalim nefsim yine azdın.
Sakalınla, şalvarınla kendini adam sandın.
Görünce sakalsız, şalvarsız kişileri, imansız ve cahil sandın.
İşte böyle olur irşat, işte böyle olur dersi Rabbinin.
Sen namaz kılmayan var mı diye sorarsan, hoca olmayan yok diye cevap alırsın.
Gör ki cevap nasıl olurmuş, öğren soru nasıl sorulurmuş.
En üstününü sor.
Sor ki sorduğunun üstüne çıkmasınlar diyor Rabbin.
Geceler küllü Nur’un , Meleküt ve Mülk alemlerini teftişidir.
Bu teftişte seçilmiş kullar ile lütuf ve ikrama uğramış kullar uyanık bulunurlar.
Gece karanlıktır, fakat göremeyen gözlere de gündüz de karanlıktır.
Gündüzün karanlığını göremedikleri gibi , gecenin de aydınlığını göremezler. Gecenin aydınlığı, Rabbimizin nuru tüm mülk alemini kuşatmış, gündüz ise bu nur bütün Meleküt alemini kuşatmış olmasındandır.
Bu nur öyle bir nurdur ki, milyonlarca noktalardan girer, bir noktaya düşer.
Rabbimizin nurunu bu alemin karanlığında göremeyen gözler,
öbür alemin karanlığında hiç göremezler.
Ebedi aydınlık bir alemde yaşamak için Bela dedik,
Karanlık bir diyardan geldik bir damla su idik.
Karanlıklara gömüldük etten kemikten elbise giydik,
İnsanın Rabbi ile arasında, zaruri ihtiyaçları haricinde nesi varsa hepsi perdedir.
Bundan hariç neye sahip olmak düşüncesini içine koyarsa, Rabbinden o kadar uzak olur.
İnsanın yemesi, içmesi de böyle.
İnsan Rabbinden yiyip içmek yerine kuvvet de dilese verir. Onları düşünmekten de.
Kişinin yaptığı iş kalbinin şeklini alır. Düşün de buna göre iş tut.
Mü’minin diye geçinen, birbirine gidip gelen, aç kalırım diye üzülen, çok büyüktür hatası, ya da çok zayıftır iman tahtası. Mü’min, mü’min de aç kalmaz olmasa da o mü’minin çorbası, saatlerce yerde doymaz bir de büyük ise kalp tası.
Yol bitmez deme kendini aldatırsın,
Çıktığın noktaya geldiğini görünce ayılırsın.
Uyan bu gafletinden, sıyrıl cahilliğinden, küfrün arttı.Uyma onlara çünkü onlar kafir damgası ile damgalandı.
Senin de saltanatın yıkılacak Nuh, Ad, Semud, Lut kavimlerinin helak oldukları devirleri yaşıyorsun.
Dirilttin Firavn’ı hem bir değil binlercesini, erkekleri öldürtüp kadınlarını çalıştırıyorsun.
Onlar gibi sen de yalan söylüyorsun. Kurtulmak için Mehdiyi ve İsa’yı, inanmadığın kıyameti bekliyorsun.
Beklediklerin elbette gelecek, ama sen yine imana gelmeyeceksin.
Çünkü sen aslını bilmiyorsun.
Seni Rabbimiz biliyor.
Sen sözünde dursan da, durmasan da alemlerin Rabbi, Rabbimiz sözünde durup azap günü için koyduğu vakte ve saate kadar sabır ile biz kullarına müsaade ediyor.
Yol bitmez deme, göremiyor musun ki, her gün yüzlerce kişi başka bir yolculuğa çıkıyor. Onlar bize ders vermiyor mu? Bu yolun onlar gibi biz de sonuna geleceğiz.
yeryüzünde yaşayan ve yaşayacak olan insanlara bir nasihat, bir kılavuz,
gerek dünyalarını, gerekse ahretlerini nurlandırmaları niyetini taşımaktadır.
Arzu edilir ki, her dilde basılsın, ücretsiz dağıtılsın.
İnsan … Dünya… Kainat… Cemi mahlukat – Yaratıcısı…
İnsanlar! Kadın ve erkek ruhların yaradılışı, Rabları ile akitleşmesi bakımından yaşları aynıdır.
Dünyaya gelişleri, dünyada kalışları ve ayrılışları bakımından ayrılırlar.
Adem (a.s.) ve Havva anamız hariç her insan bir ana ve babaya emanet çocuklar olarak dünyaya geldiler.
İsa (a.s.) müstesna O Yüce Allah’ın muradı olarak, bir babaya emanet edilmemiştir.
Dünyaya gelen her erkek ve kadına emanet verilir.